ANALİZ
Demek ki sıra Üsküdar’a geldi.
Dükü operasyonda 22 kişi gözaltına alındı ama bu kez başkana dokunulmadı.
Dokunulmamış olması dokunulmayacağı anlamına gelmiyor.
Gerçek şu ki Üsküdar’ın başarılı Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın çevresi sarılmış oldu.
Gelelim bir diğer gerçeğe.
Siyaseti genel ahlak çerçevesinin dışına taşıyarak sürdüren iktidar belediye başkanlarını bir tür baskı altında tutuyor.
Önce troller aracılığı ile bir belediye başkanının “AKP’ye geçeceği” rivayeti yayılıyor.
Bu sanki bir ön hazırlık gibi.
El altında “Elimizde dosya var, AKP’ye geçmezsen hapsi boylarsın” deniyor galiba.
İlk denemesi Aydın’da yaşanmıştı.
Önce rivayet yayıldı, “Özlem Çerçioğlu partisinden çok rahatsız, AKP’ye geçecek” dedikodusu çıkarıldı.
Sonunda Çerçioğlu istifa etti, AKP’ye geçti, ardından da hakkındaki yolsuzluk davalarından beraat etti.
Aynı operasyon Bursa’da da yapıldı.
Ama başkan AKP’ye geçmedi, hapse girdi.
Balıkesir için de bu söylenti yayılmıştı.
Balıkesir’in CHP’li belediye başkanı yerinde duruyor ama kentte “bizim başkana da mı operasyon çekilecek” endişesi var.
Beykoz’da böyle oldu, Antalya için bile dedikodu çıkarılmıştı.
Sonuç şu gördüğümüz kadarıyla;
İktidar özellikle kaybettiği belediyelerde “ya bize katıl ya hapse tıkıl” taktiği uyguluyor.
Bİ SOR BAKALIM
Şimdi mi aklınıza geldi?
Vakıflar kanununda bir değişiklik yapılmıştı, şimdi bunu dayanak göstererek CHP’li belediyelerin mülkiyetinde olan tarihi yerler iktidara devrediliyor.
Son örnek İstanbul Yerebatan Sarayı’nda yaşandı.
İktidar bir kararname ile tarih boyunca İstanbul Belediyesi’ne ait olan Yerebatan Sarayı’nı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devretti.
Tabii belediyenin elinden alınan mülkler sadece Yerebatan Sarayı ile sınırlı değil.
Daha önce de Gezi Parkı, Galata Kulesi, Beykoz Sosyal Tesisleri, Beşiktaş İskelesi, Şerefiye Sarnıcı da bir oldu bittiye getirilip İstanbul Belediyesi’nin elinden alınmıştı.
Bu tarihi yapılar belediyenin çalışmaları sayesinde ayakta duruyor ve üstelik ciddi gelir de sağlıyor.
İktidar ise söz konusu CHP’li belediyeler olunca bütün kaynakları kesmek istiyor ve hakim gücünü kullanarak bunu sağlıyor.
Aynı tarihi yerler CHP’den önce AKP’li belediyenin mülkiyetindeydi ve belediye eliyle yönetilip işletiliyordu.
O zaman “Bunlar tarihi yerler, vakıflara ait olmalı” diye hiç düşünmemişlerdi.
BUNU YAZMAK GEREK
Bunun adı seçimden kaçmaktır
Ara seçim bir anayasal bir konu.
Eğer koşullar oluşursa ara seçim yapılmak zorunda.
CHP Genel Başkanı ara seçimi zorlamak için yeterli sayıda milletvekilinin istifa edebileceğini belirtiyor.
Erdoğan’ın buna tepkisi ise “Bizim gündemimizde yakın gelecekte bir ara ya da genel seçim yok” şeklinde.
Tamam da bu sözler demokrasi ile bağdaşmıyor ki.
Çünkü demokrasilerde sadece iktidarın gündemi olmaz ki.
Ayrıca koşullar oluşursa iktidarın “bu benim gündemimde yok, yapmıyorum” deme şansı da yoktur.
Kimi AKP sözcüleri ara seçim formüllerini alaya alarak “istifa edenlerin bir kısmını kabul eğer diğerini reddederiz hem ara seçim olmaz hem CHP milletvekili kaybeder” diyor.
Sonuç şudur; “Bizim gündemimizde yok” diyerek ya da alay ederek ara seçim önlemek aslında kaçınılmaz bir yenilginin yaşanacağı seçimden korkmak ve kaçmaktır.
GÜNÜN SÖZÜ
Erdoğan, “Erken ya da ara seçim yok” demiş…
İyi güzel de, sevinelim mi?..
Bu durumda Erdoğan
aday olamayacak…
Ya seçim, meçim olmayacak…
Ya da, “Şaka yaptım, şaka” diyecek…
Yok artık, devenin nalı…
Ahmet ÜSTÜN
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER
Kolacı protestocular nerede?
Dünya İran savaşı nedeniyle ayakta.
Amerika’da milyonlarca kişi savaşı protesto ediyor ve bitmesini istiyor.
Avrupa ülkelerinin hepsinde hemen her gün bir protesto gösterisi yapılıyor.
Savaşan İsrail’de bile halkın bir bölümü sokaklarda ve “Bu savaş bitsin” diye haykırıyor.
Ama bizde tek protesto bile yok.
İsrail’i protesto etmek için yerlere kola dökenler, bazı kahve mekanlarının camlarını indirenler nedense şimdi sus pus.
Sanıyorum “İsrail’i protesto ederken Amerika’yı kızdırmaktan” çekiniyorlar.
NOT: Dün İsrail Konsolosluğu önünde çatışmaya giren teröristleri elbette protesto eylemi kapsamına alamayız.

