Şu an savaşta İran dünya gıda enflasyonunda birinci sırada.

İran’da gıda enflasyonu yüzde 57,9

İran’ı Sudan ve Türkiye izliyor.

Bizdeki gıda enflasyonu TÜİK’in türlü çeşitli numaralarıyla yüzde 32.3 olarak açıklandı ama gerçek rakam aslında İran’ın üzerinde.

CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, İran’ın Tebriz kentinde bir marketten gıda fiyatlarını paylaşmış sonra da Türkiye’deki fiyatlarla karşılaştırmış.

Dolma biber:

Türkiye’de 155 TL.

İran’da 33 TL.

Sivri biber:

Türkiye’de 169 TL.

İran’da 27 TL.

Kabak:

Türkiye’de 75 TL.

İran’da 25 TL.

Patlıcan:

Türkiye’de 69,9 TL.

İran’da 6,5 TL.

Portakal:

Türkiye’de 49 TL.

İran’da 26,8 TL.

Patates:

Türkiye’de 21,5 TL.

İran’da 14 TL.

Domates:

Türkiye’de 150 TL

İran’da 16 TL.

Salıcı’nın verdiği rakamlara bakınca insan ne diyeceğini bilemiyor.

İran’da savaş var üstelik bu ülke çok uzun yıllardır ambargo altında.

Türkiye’de ise savaş yok iktidara göre başımızda dünyaya yön veren bir süper lider var.

Başka sözüm yok.

GÜNÜN SÖZÜ:

Mutlak Butlan gelse de…
Mutlak Butlan gelmese de…
CHP dik durmalı…
Birlikten güç devşirmeli…
AKP’nin yapacakları, CHP’lileri, tüm muhalefeti etkilememeli…
Tek hedef, iktidar olmalı…
Ahmet ÜSTÜN

ŞAKA GİBİ

Transferler; tersine dünya

Bir ülke düşünün, uzun yıllar iktidarda olan bir siyasi parti sürekli oy kaybediyor, halkın yüzde 60’ı iktidarın artık gitmesini istiyor ve hasretle seçim gününü bekliyor.

Ama işe bakın, halkın ilgi odağı olma vasfını yitiren bu iktidar sürekli diğer partilerden milletvekili ve belediye başkanı transfer ediyor.

Siyaset biraz da kurnazlık ve fırsatçılık işidir.

Kurnaz siyasetçiler akıntıya kürek çekmez, gerilemekte olan partiye uzak durur, hatta gerileyen partiden kaçanlar olur.

Ama bizde tersi oluyor.

AKP halktaki desteğini hızla kaybederken siyasetçilerin ilgi odağı haline geliyor.

Mantığı var mı?

Var tabii; Korku ve yargıdan kurtulmak.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Erdoğan’ın dilinde olmayan

Savaş başladığından bu yana Erdoğan’ın diline çok dikkat ediyorum.

Erdoğan dün de partisinin grup toplantısındaydı.

Dil aynı dil.

Savaşın hukuksuz olduğunu, barışın sağlanması gerektiğini söylüyor.

Ama Amerika ve Trump’ın adını hiç ağzına almıyor.

Sanki İran ile savaşan sadece İsrail’miş gibi sadece bu ülkeye yönelik ağır sözler söylüyor.

Erdoğan’ı dinleyenler Amerika’nın savaşta hiç olmadığını söyleseler yalan olmaz.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Yorumcuların savrulması harika

Savaş başladığından bu yana Trump’ın “bir öyle bir böyle” konuşmasına ve bu nedenle ekonominin sürekli dalgalanmasına alıştık.

Ama tv ekranlarındaki yorumcuların söylediklerine bayılıyorum.

Dakikalar içinde değişen açıklamalara yorum getirmeye çalışırken nasıl da savruluyorlar.

Daha kurnaz olanlar ise çareyi “Trump manyak kardeşim, dengesizin biri” diyerek işin içinden sıyrılıyorlar.

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

PTT’nin kargoculuğuna bakın

Türkiye’nin en köklü kamu kurumlarından biri PTT günün koşulları gereği eski işlevini pek taşımıyor.

Kimse mektup yazmadığı için artık genellikle resmî belgelerin dağıtımını yapıyor.

PTT son yıllarda kargoculuğunu geliştirdi.

Ama hakkında pek çok şikâyet alıyorum.

İkisi benim başıma gelince yazmadan edemedim.

PTT kargocuları eğer adreste birini bulamazlarsa kargoyu en yakın PTT merkezine bırakıyorlar.

Böyle şey olur mu?

Kargo mutlaka teslim edilmek zorunda.

Kişiler evlerinde olmayabilir ama adres bilgilerinin yanında telefon da var, telefon edilir kişinin adreste bulunacağı saat öğrenilir ve o saatte teslimat yapılır.

Örneğin geçen ay pasaportumu teslim alana kadar akla karayı seçtim.

En son gelen bir kitabı da PTT’ye bırakmışlar beni bulamayınca.

Gideceğim PTT şubesi kitabı gönderenin adresinden daha uzakta.

Kamu kurumu olunca bu tür aymazlıktan çekinmiyorlar nedense.