ÖNERİ
Yerel yönetimlerde iktidarı kaptıran AKP büyük öfke ve telaş içinde transferlere yöneldi.
Şu ana kadar 40’a yakın belediye başkanı ama CHP’den ama bir başka partiden seçildikleri halde AKP saflarına geçti.
Burada iki nokta çok etken.
BİRİNCİSİ: AKP kaybettiği yerlerdeki belediye başkanlarını yolsuzlukla suçluyor. Sonra da dönüp belediye başkanını (muhtemelen) tehdit ederek “Ya hapse girersin ya da bizim partimize katılırsın” diyor.
İKİNCİSİ: Özellikle küçük belediyeler üzerinde baskı kuruyor. Bu belediyeler çalışamaz, çalışanın ücretini bile ödeyemez hale geliyor. Çare AKP’ye geçmek.
Her ikisinin de hukuk ve demokrasi ile ilgisi yok.
CHP ise haklı bir telaşla kendini savunmaya çalışıyor.
Daha önce getirdiğim bir öneriyi tekrarlamak istiyorum.
Madem AKP kimseye nefes bile aldırmak istemiyor CHP’li tüm belediye başkanları AKP’ye geçsin.
Bu demokratik bir tepkidir.
Bütün belediye başkanları AKP’ye geçer ama ne kadrolarında ne de uygulamalarında bir değişiklik yapmazlar.
Böyle olunca AKP yönetimi kendi partisindeki belediyelere baskı yapmak zorunda kalır.
Yolsuzluk suçlamaları yapar ama bunların hepsi AKP’ye mal edilir.
Uçuk bir öneri değil mi?
Uçuk ama uygulanabilirse dünya çapında ses getirir.
BUNU YAZMAK GEREK
Açıklayın, kimler sizden değil?
Üst üste gelen transferler ister istemez milletin vicdanını da sızlatıyor.
İktidar özellikle yerel alanda devlet gücünü kullanarak belediyeleri köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.
Bu nedenle oluşan transferlerde CHP yara alıyor.
CHP özellikle son yerel seçimde iktidara karşı bir birlik merkezi olarak algılandı.
CHP de bunun farkında olarak birçok yerde kendi partisinden olmayan adaylara yöneldi.
CHP’li seçmen de seçimi kazanmak uğruna kendinden olmayan bu adayları oy vererek onları makam sahibi yaptı.
O halde CHP bence şunu yapmalı.
Yerel de ya da parlamentoda CHP’li olmadığı halde aday yapılan tüm isimlerin listesini kamuoyuna sunsun.
Böylelikle CHP’li seçmen iktidar baskısı altında kalarak olsa da kimin daha zayıf karakterli olduğu, bu karaktersizlerden hangisinin gerçekte CHP’li olduğunu ya da olmadığı öğrensin.
CANIMI SIKAN ŞEYLER
Kriz yönetimini bilmemek
Yerel seçimlerden zaferle çıkan CHP üst üste gelen transferlerle sarsılıyor.
Ancak belli ki başta genel başkan, CHP yönetiminin kriz yönetiminden haberi yok.
Son örnekten yola çıkalım.
Keçiören belediye başkanının istifası bu kadar mı kötü yönetilir?
Adamın partiden ayrılacağı belli olmuş, CHP içindeki gruplar adamı kötülüyor sürekli, genel başkan ne yapıyor?
Gecenin bir vakti bu belediye başkanına hakaretler dolu mesajlar atıyor.
Oysa bu tür durumlarda iyi bir kriz yöneticisi anında eylem yapar ya o başkanı çağırır ya da benim çok tercih ettiğim biçimde bizzat başkanın yanına gider.
Teke tek konuşur, ikna etmeye çalışır baskı yapar ve bütün bunların asla dışarı sızmamasına gayret eder.
CHP yönetimi ise her krizde sesini yükseltmeyi, sürekli şikâyet etmeyi, iktidarı suçlamayı seçiyor.
Sonuç ise ortada.
GÜNÜN SÖZÜ
Faize var…
Yandaş, yalakaya var…
Zengine var…
Lükse var…
“Sana bana ne oluyor, Nas var, Nas” demiyorum da…
Köfteci Mestan bile emekli+maaşıyla geçinemezken…
“Gariban Halk”ı mı düşünecekler… Ahmet ÜSTÜN
ŞAŞIRDIM
Konut sayısı ve ölü sayısı
Bir okurumun mesajı bende hem şaşkınlık hem merak uyandırdı.
Son günlerde iktidar “deprem destanı” yazıyor biliyorsunuz.
3 yılda 400 binden fazla konut inşa ettiklerini ve tüm yaraları sardıklarını söylüyor iktidar yetkilileri.
Ama bazı rakamlar insanı şaşırtıyor.
Örneğin resmi açıklamalara göre büyük 6 şubat depreminde 518 bin konut yıkıldı.
Resmi ölüm sayısı ise 53 bin olarak açıklandı.
Bu büyük deprem sabaha karşı yani herkes yatağındayken vurdu 11 kentimizi.
518 bin hane yerle bir oluyor, herkes evinde ama ölü sayısı 53 bin.
Bu gerçek mi?
Elbette yıkılan her binadaki herkes ölmedi, ama rakamlar insanı ister istemez şüpheye düşürmüyor mu?

