ANALİZ
İktidarın “terörsüz Türkiye” slogan ile başlattığı açılım sürecinin en önemli virajı dün alındı.
Özel terör komisyonu raporunu açıkladı ve rapor meclise sunuldu.
Elbette hiç kimse terörle birlikte yaşamak istemediği gibi terörle bağlantılı olarak yaşanan krizlerin de sona ermesini istiyor.
Ancak başlatılan bu yeni açılım süreci gerçekten şimdi mi başlıyor yoksa bitiş noktasına mı gelindi.
PKK’NIN SİLAH BIRAKMASI
Raporda “Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir” deniliyor.
Peki bu saptama nasıl ve ne zaman yapılacak?
PKK silah bıraktı mı bırakmadı mı?
Geçen bir yıl içinde devletin güçleri bu saptamayı hala yapamadı mı?
YASALAR NASIL ÇIKACAK?
Yine raporda şu ifade var;
“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir.”
İşte çözümü en zor konu bu?
Hangi yasal düzenlemeler yapılacak?
Bu düzenlemelerden herkes mi yararlanacak yoksa sadece PKK’ya yönelik mi olacak?
Bu konuların tartışılmasının çok kolay olmadığını herhalde herkes biliyor.
UMUT HAKKI VAR MI?
Yine çok konuşulan ve Abdullah Öcalan’a özgürlük sağlayacak “Umut hakkı” konusu var.
Raporda bu konu şöyle değerlendirilmiş;
“İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir.”
Burada açıkça umut hakkından söz edilmemekle birlikte Öcalan’a özgürlük konusunda Avrupa Birliği kriterlerinden söz ediliyor.
Bugün için umut hakkı tanımı kullanılmasa bile “asla affedilemez” statüsü ile mahkum edilmiş Abdullah Öcalan’ın serbest kalması için ya umut hakkı uygulaması yapılmak ya da kişiye özel yasa çıkarılmak zorunda.
Bu konunun Meclis’te yaratacağı tartışma da herhalde hesaplanmıştır.
DAHA ZAMAN VAR
Sonuç olarak “terörsüz Türkiye açılımında” sonuç almaya daha çok uzak noktadayız.
Her şey Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne ve PKK’lılara yasal düzenlemeye kilitlendiği için toplumun beklediği kararlar ve yaratılacak huzurlu ortama daha çok zaman var.
GÜNÜN SÖZÜ
İktidarın her türlü eylemineYASAK YOK…
Muhalefetin tüm eylemlerine YASAK VAR…
Gücü elinde tutan farkı…
Eeee…
Güç el değiştirirse o zaman olacaklara da şaşırmayalım…
Ahmet ÜSTÜN
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER
Neden hiç konuşmazlar?
Bizim siyasette kendi dönemlerinde ülkeye damga vurmuş bazı isimler nedense görevleri bitince bir kenara çekilip hep susmayı tercih eder.
Bu “vakur” devlet adamlığı tavrı mı yoksa “nemelazım” anlayışından mı kaynaklanır bir türlü çözemedim.
Örneğin üç isim çok dikkatimi çekiyor.
AHMET NECDET SEZER: 7 yıl cumhurbaşkanlığı yaptı. Anayasaya kitapçığı olayı Türkiye’ye damga vurdu. Hal ve tavırlarıyla kamuoyunun ezici çoğunluğunda büyük sevgiye ulaştı. Ama görevi bittikten sonra neredeyse hiç konuşmadı. Hiçbir konuda fikri yok mu? Çekindiği bir şey mi var?
ABDULLAH GÜL: O da 7 yıl cumhurbaşkanlığı yaptı. Sonra Erdoğan’ın sağladığı olanaklarla 36 kişilik ve kadroya, makam aralarına ve tarihi bir ofis binasına kavuştu. Türkiye’de ve dünyada pek çok olay oluyor ama Gül’den hiçbir şey duymuyoruz. İktidarı rahatsız etmekten ve başına iş açılmasından mı korkuyor?
İLKER BAŞBUĞ: Genelkurmay başkanı olarak terör örgütü kurduğu iddiası ile bir kumpasla hapse bile atıldı. Ama şimdi konuşmuyor, röportaj veriyor ama “iç politika konusunda konuşmam” diyerek soruları cevaplamıyor. Neden? Korkuyor mu?
İlk anda aklıma gelen bu üç isim görev süreleri bitmiş olsa bile görüşleri fikirleri kamuoyu tarafından doğal olarak merak edilen kişiler.
Taşıdıkları görev ve sorumlulukları bu isimlere gerektiğinde konuşma sorunluluğu getiriyor aslında.
Ama hep susuyorlar.

