KOMİK

Odadaki televizyon açık, TRT Haber var ekranda.

Sunucu gayet teatral bir sesle “Sayın seyirciler” diyor “Şimdi sıradaki haberimiz çok ilginç” diye devam ediyor.

Haberin özeti şu; Tahran’da vurulan ve yüzden fazla çocuğun ölümüne neden olan füzenin Amerika tarafından atıldığı ortaya çıktı.

Ama sunucu diyor ki “Bu vahşeti Amerikan medyası da kabul etti. Üstelik Trump’a en yakın, hatta Trump’ın kanalı diye bilinen Fox TV verdi bu haberi.”

Sunucu hayretler içinde.

Üstüne basa basa tekrarlıyor; “Trump’ın kanalında açıklandı bu gerçek, olacak şey değil. Fox Tv verdi bu haberi, Amerika’nın küçücük çocukları Tomahawk füzeleri ile vurulduğunu Trump’ın kanalında söylüyorlar.”

BUNU YAZMAK GEREK

Bu yasak artık yumuşamalı

Mahkemelerden görüntü almak ses kaydı yapmak yasak.

Ne zaman kondu bu yasak?

Bu yasağı düzenleyen CMK 183. Madde 4 Aralık 2004 tarihinde kabul edildi ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girdi.

Daha önce kameralar mahkeme salonuna girebiliyor ve çekim yapabiliyordu.

Bu maddenin gerekçesi de şöyle

  1. Yargı bağımsızlığı:Görüntü kaydı, hâkim ve savcı üzerinde medya baskısı oluşturabilir.
  2. Tanık ve mağdur güvenliği:Ses/görüntü kaydı tehdit, teşhir veya linç riski doğurabilir.
  3. Usul ekonomisi:Duruşma sırasında çekim yapılması, ifadeleri ve düzeni bozabilir.

Hepsi çok doğru, demokratik ülkelerde de bu kural geçerli.

İmamoğlu davasında izleyicilerden biri ya da ikisi cep telefonu ile duruşmadan fotoğraf çekmişler.

Savcılık işi gücü bırakıp hemen soruşturma açmış, BTK eliyle görüntü alanların tespitini istemiş.

Tamam, duruşma sırasında kameralar sanıkların burnuna sokulmamalı ama yukarıda sayılan gerekçeleri etkilemeyecek birkaç kare fotoğraf çekilince de kıyamet koparılmamalı.

Yasada küçük bir esneme yapılmasında sanırım yanlış olmaz.

GÜNÜN SÖZÜ

Ne güzel bir şarkıdır:

“Bir teselli ver…”

Bölgede savaş çıktı…

Unuttuk emekliyi, ikramiyesini…

Unuttuk asgari ücretliyi…

Unuttuk adaletsizlikleri…

Unuttuk aç okula giden çocuklarımızı…

Tesellimiz ABD bize yeter!..

Ahmet ÜSTÜN

ŞAŞIRDIM

Kimse şikayetçi değil ama…

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hapiste.

Niye?

Çünkü kamuoyunda üç harfliler olarak bilinen AKP’ye yakın market zincirleri “bizden rüşvet istedi” diyerek şikayetçi olmuş.

Şikayetçi AKP’li olunca sonuç da böyle oluyor.

Yargı kişinin belediye başkanı olmasına falan aldırmadan anında tutuklama kararı verebiliyor.

Ama garip olan şu.

Yükselen tepkilerden sonra bu market zincirlerinin yöneticileri Tanju Özcan’dan şikayetçi olmadıklarını açıkladılar.

Yani şikâyet ortadan kalktığı için davanın konusu da kalmadı.

Ama Tanju Özcan hâlâ içerde.

Herhalde saray “Şikâyet olmasa bile bir şey olmuştur” diye düşünerek tutukluluğu kaldırmıyor.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

TL değerleniyor, sevinelim mi?

Garip bir çelişki yaşıyoruz.

Aynı iktidar döneminde neredeyse 1 liraya kadar düşen Dolar şu sıralar 44 lira.

Paramız çok değer yitirdi diye üzülüyoruz.

Oysa aslında tam tersine, paramız değer yitirmiyor tersine kazanıyor.

AKP’nin kötü yönetimi nedeniyle ekonomi dibe vurdu ama iktidar psikolojik etkisi nedeniyle Dolar’ın fiyatını baskılıyor.

Bunun sonucunda ihracat ve turizm gelirlerinde ciddi düşüşler var.

Artık “çok daha ucuz” diye ülkemize akın akın gelen komşu ülke vatandaşları elini ayağını çekti.

Çünkü Türkiye komşu ülkelere oranla en az 3 kat daha pahalı hale geldi.

Biz ise paramız kâğıt üzerinde değerlendiği halde aşırı pahalılığın altında eziliyoruz.

Ekonomi yönetiminin buna çare bulması bu kafa ile sanki mümkün değil gibi.