DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Sevgili gazeteci yazar ağabeyim Zafer Bengi, yapay zekaya “Yalana neden inanırız?” diye sormuş.

Aldığı “ilginç” yanıtı da bana göndermiş:

“Yalana inanmak, insanın doğru olmayan bir bilgiyi gerçekmiş gibi kabul etmesidir. Ama bu genelde “saflık” değil; çoğu zaman psikolojik bir ihtiyaçtan doğar.”

O halde bu ihtiyaca yol açan nedenleri sıralayalım;

  1. İnanmak işimize geldiği için

Bir bilgi korkumuzu azaltıyorsa, umut veriyorsa ya da egomuzu besliyorsa, doğru olup olmadığını sorgulamadan kabul etmeye daha yatkın oluruz. Buna “onaylama yanlılığı” denir.

  1. Tekrar edildiği için

Bir yalan ne kadar sık duyulursa o kadar tanıdık gelir. Tanıdıklık da zihinde “doğru” hissi yaratır. Bu etkiye “illusory truth effect” denir.

  1. Otorite söylediği için

Güvendiğimiz bir kişi, lider ya da medya kaynağı söylüyorsa daha kolay inanırız.

  1. Gerçek ağır geldiği için

Bazı gerçekler acı vericidir. Zihin bazen bizi korumak için daha “kolay” bir anlatıyı seçer.

  1. Grup aidiyeti nedeniyle

Bir görüşe inanmak, ait olduğumuz grubun parçası kalmamızı sağlıyorsa, mantıktan çok aidiyet ağır basabilir.

Ama şunu ayırmak önemli:

Yalana inanmak ile bilinçli olarak kendini kandırmak aynı şey değildir. Çoğu insan inanırken gerçekten doğru sandığı için inanır.”

Zafer Bengi yazısının sonunda da, “Bu yöntemi kullananların büyük bölümü siyasetçi” diye yazmış.

Haksız mı?

ANALİZ

Aman arada yanmayalım

Amerika sonunda İran saldırısını başlattı.

Bunun Türkiye’ye etkileri olur mu?

Olacak tabii.

Ancak fiili bir saldırı olması pek mümkün değil.

Bizim İran’a girme ihtimalimiz de yok.

Ancak ekonomik olarak ağır hasar alabiliriz.

Doları bir süre yine baskılayacaklardır ancak enerji giderlerindeki büyük artış bizdeki enflasyon ve hayat pahalılığını körükleyecektir.

Kısacası bu savaş Türkiye için çok tehlikelidir.

Üstelik bu kez “barış havarisi” havalarıyla “dünya barışını korumak için seferberiz” mesajları da fayda etmeyecektir.

YENİ ÖĞRENDİM

Her anne baba okumalı

Hiç bilmiyordum “Kalpten Baba” kitabı sayesinde öğrendim.

Türkiye’de bekar bir kişinin evlat edinebildiğini, bunun koşullarının ağır olduğunu yasa çıktığında öğrenmiştim.

Yıllar içinde bekar kadınların evlat edindiğini de görmüştüm.

Buna karşın bekar bir erkeğin evlat edindiğini hiç duymamıştım.

İşte “Kalpten Baba” kitabının yazarı Serkan Özübek Türkiye’nin ilk evli olmayan erkek olarak evlat edinmiş kişisi.

Kitabı bir solukta okudum.

Uzun yıllar süren çetin bir mücadele vermiş Serkan
Özübek
.

Nice deneyimden geçmiş, bürokratik tüm sıkıntıları aşmayı başaran bir irade göstermiş ve sonunda bir erkek evlat sahibi olmuş.

Kitabın ilk bölümü Özübek’in müthiş mücadelesini ve azmini anlatıyor.

Ama bana göre asıl önemli olan kitabın ikinci bölümü.

Çünkü Serkan Özübek evlat sahibi olduktan sonra yaşadığı asıl büyük savaşı anlatıyor.

Bir çocukla iletişim kurmak, onu iki yaşından alıp yetiştirmek, o çocuğa bir kimlik, karakter kazandırmak nasıl oluyor?

Özübek bu konuda yazılmış yüzlerce kitapta anlatılanları gerçek deneyimlerle dile getirmiş.

Yetişme çağında olan her anne baba bu kitabı mutlaka okumalı.

ÇOK GÜLDÜM

Pazar için iki fıkra

Bu hafta Yıldırım Tuna’dan iki fıkra geldi.

Gelin birlikte gülelim;

Kumar

Yeğenimin kumar bağımlılığı kontrolden çıkınca eşi benden yardım rica etti, onu bir kenara çekip

“Yavrum, böyle bir illete nasıl tutuldun?” dedim. “Bir an evvel kurtulmalısın. Bu beladan yıkılan yuvalar var. Bak önünde benim gibi canlı bir misal var.. Biliyorsun eskiden ben uslanmaz bir poker hastasıydım. Param kalmayınca yengenizi kumarda kaybettim. Bilmiyor olamazsınız!”

Yeğenim “Tamam amca, yengem biraz sinirli falandı ama” dedi, “O akşam da eline dört as gelmiş, sen pas geçmişsin.”

Tuvalet kağıdı

Koskoca markette tuvalet kâğıdı yok. Bütün raflara baktım ve bulamayınca gömleğinin ön cebinde market amblemi olan kıza “Marketinizde tuvalet kâğıdı yok mu?” diye sordum, beni baştan aşağı süzdü,

“Bir haftadır bekliyoruz ama maalesef gelmedi” dedi.

Lütfen kendinizi benim yerime koyun ve utancımı bir düşünün, pantolonum ayak bileklerimde asılı bir şekilde sendeleyerek mecburen tuvalete geri döndüm.